Film yapmayı unuttuk mu ?

Sinemanın aksayan yönlerine parmak bastığımız biraz ilham verici birazda düşündürücü bir metin.

Film yapmayı unuttuk mu ?
Film yapmayı unuttuk mu ?

Kendimize filmi yaratan şey nedir ? Şeklinde bir soru yönelttiğimizde aklımıza ışık, ses, yönetmen, kamera, oyuncu, senaryo... gibi bir sürü obje, kişi veya olgu gelebilir. Ancak tüm bunların yanında seyirciyi atlamamak gerekir. Seyircinin film üzerinde her hangi bir etkisi olmadığını düşünmek yanlıştır. Esasında seyirci filmi tamamlayan son ve en önemli etkendir. Çok güzel hazırlanmış bir makarnanın sosu gibidir. Seyirciyi doğru yönetmek, iyi bir filme giden yegane yolu ifade eder.

Seyirciyi yönetmek tabirinden manipülasyon ve benzeri şeyler çıkarmak doğru değildir. Seyirciyi yönetmek, belirli açılarla veya yönetemlerle seyircide bir duygu oluşturmak, beklenti içerisine sokmak hatta korkutup adrenalini yükseltmek anlamına gelir. Bunun en güzel örneğini Üstat Alfred Hitchcock vermiştir. Hitchcock’a göre birkaç karakter masada otururken bir bomba patlatırsanız seyirciyi bir anlığına şaşırtırsınız. Ancak patlatmadan önce masanın altındaki bombayı gösterirseniz işte o zaman seyircide bir şeyler uyandırıp seyirciyi filmin bir parçası haline getirirsiniz. Yönetmenliğin tempo işi olduğunu bilen Hitchcock’un filmlerinde büyük olaylar yaşanmadan önce bile isteye filmin temposunu düşürüp seyirciyi sıkmayı bile bir yöntem haline getirdiğini biliyoruz. Günümüzde sinemanın en önde gelen isimlerinden olması da buna bağlayabiliriz.

Günümüzde mâlesef durum kötü bir vaziyet almış, endüstrileşmiş sinemanın etkisiyle seyircinin filmlerdeki yeri baltalanmıştır. Marvel filmleri ve benzeri işlerin bunda büyük pay sahibi olduğunu düşünüyor ve yeterince eleştirilmediğini söylemekten kendimi alamıyorum. Ayrıca bu iş yalnızca Dünya da değil Türkiyede de sorun teşkil ediyor en sevdiğim sinemacılardan olan Yılmaz Erdoğan, Organize işler filminin aksine Organize İşler 2’de seyirciyi unutmuş durumda. Film çekerken filmdeki seyirci etkeni Organize İşler 2 filmindeki gibi unutulmamalı ve her sahnenin izleyicide nasıl tepki veya hisler doğuracağı hesaplanarak hareket edilmelidir. Türkiye gibi bir ülkeden çok daha iyi yönetmenler çıkabileceğini ancak bir okullaşma gerektiğini düşünüyorum. Endüstriyel sinema döneminde seyircinin cebindeki paradan çok seyircinin önemsenmesi ve sinemanın en önemli parçasının, filmi tamamlayanın seyirci olduğunun hatırlanması dileğiyle

Tepkileriniz Nedir?

like
1
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0