İnceleme Dosyası: Recep'i Yeniden Okumak

Recep İvedik'in Türk Sinemasına olan etkisi yadsınamaz. Malumumuz herkesin duyduğu ve gişe rekorlarını alt üst eden bir yapım. Bunun sebepleri üzerinde durmak gerekir fakat bu konuyu incelemekten  ziyade böylesine popüler bir eserde asıl anlatılmak istenenin ne olduğunu ve bundan neden uzaklaşıldığını anlamaya yönelik bir çalışma yapacağız. 

İnceleme Dosyası: Recep'i Yeniden Okumak

Bu filmlerin altında yatan bir bir mesaj olup olmadığına dair her hangi bir yorum yapmadan önce Recep'in karakter analizine ihtiyacımız olacak zira filme de ismini vermiş olmasından belli olduğu gibi filmde Recep dışında işlenen pek fazla karakter yok. Bu analizi ise Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın 2009 da yazmış olduğu bir makaleden almanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Tarhan'a göre;

Kaba saba, patavatsız, yol yordam bilmeyen, oturup kalkmasını beceremeyen, görgüsüz, münasebetsiz, saygısız özelliklere sahip. Diğer taraftan da  saf, içten, iyiliksever, içi dışı bir, aklına ilk geleni söyleyen, en son duyduğuna inanan, kendisi ile dalga geçebilen, düşünmeden konuşan, kötülük düşünmeyen ancak çocuksu hırsları olan, kimseyi küçük görmeyen fakat kendisine çok inanmış özgüven sahibi bir karekterle karşı karşıyayız.

 Recep'in karakterinin kaba saba ve görgüsüz olması sonucu aslında Recep bazı çevrelerce toplumdan dışlanmış tabiri caiz ise afaroz edilmiş. Diğer bir yandan saf,iyiliksever ve açıksözlü olmasından mütevellit sayıları çok az olsa da toplumdaki bazı insanlarca sevilen ve saygı duyulan bir kimse. Recep'in çatışması da tam bu noktada başlıyor. Karakteri yüzünden afaroz edilen Recep'in hayata tutanma çabalarını ilk üç film boyunca takip ediyoruz. Diğer 2 film ise daha çok "Spin off" tadında denilebilir. 

İlk filmde Recep'in aşk yoluyla toplumda yer edinme çabasını izliyoruz. Filmde gelişen bir takım olaylardan sonra çocukluk aşkı onu kabul etse de toplumun Recep'i kabul etmeyişi sonucu Recep, toplumda yer edinememekle kalmıyor aşkına da kavuşamıyor. Fakat güçlü bir karaktere sahip olan Recep bu durum karşısında hayata tutunmaktan vazgeçmek yerine birazda nenesinin baskısı ile bu çabasını ikinci filmde de devam ettirdiğini görüyoruz.

Kendisi de toplumdan dışlanmış sayılabilecek Recep'in nenesi, Recep'in bu durumdan kurtulması için üzerinde baskı kurarak onu buna tevşik ediyor. Recep başlarda bu işe sıcak bakmasa da zamanla nenesinin isteklerini yerine getiriyor ve yavaşça toplumun içine karışmaya başlıyor. Başarılı bir şekilde son aşamaya kadar gelen Recep filmin sonunda kötü bir süpriz ile karşılaşıyor ve nenesini bir anda kaybediveriyor. Tabi bununla birlikte Recebin topluma karışma çabası da yarım kalıyor.

Üçüncü filmde Recep'i tamamen olmasa da toplumdan soyutlanmış halde, daha umursamaz ve tükenmiş halde görüyoruz. Nenesinin ölümüyle birlikte topluma karışma amacı kalmayan Recep için yeni bir amaç kapıyı çalıyor. Kapıyı çalan psikoloji öğrencisi olan bir kız Recep'i kabullenen ve onun "Perdelerini kaldırdığında kedi gibi bir insan" olduğunu görenlerden. Film boyunca Recep'i yaptığı hatalarla kabul eden kız; ona ilgi gösteriyor, onun için çabalıyor ve tüm bunların toplamı olarak onunda toplumda bir yeri olabileceğini gösteriyor. Onun sayesinde Recep düşüncesizliklerinden vazgeçip, karşısındakinin de varlığını kabul ediyor ve belki hiç yapmadığı şekilde empati kurmaya başlıyor. Recep'in topluma attığı ilk adım bu oluyor. Üçüncü filmin sonunda ise Recep'in keçisini parkta gezdirirken bir kadınla sohbet ettiğini görüyoruz. Yine diğerlerinden farklı, yine belki kaba ama bu sefer toplumun içinde bir Recep izliyoruz ve film kapanıyor. Recep İvedik karakterinin ruhsal yolculuğu burada sona eriyor.

Pekala tüm bunlar güzel, tüm bunlar hoş detaylar. Fakat filmlerde bunları açıklamaya ayırlan süre filmin onda biri kadar değil! Evet, filmlerden böyle bir altmetin okumak mümkün fakat film bu altmetni o kadar alta atmış durumda ki neredeyse tartarusun dibine gömmüş vaziyette. Bunun bir çok sebebi olsa da temel etken tabi ki gişe kaygısı! Bu tarz karakterin kişiliğindeki değişimler malesef sinemada pek ilgi çekmiyorken, kaba saba şakalar büyük rağbet görüyor. Recep İvediğinde bu tarz şakalara ağırlık vermesini anlayışla karşılamasam da sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. Fakat altmetnin göz ardı edilip filmlerin topa tutulması da hiç hoşuma gitmiyor.

Günümüzde birçok eleştirmenin Recep İvediğin filmlerini fazla yerdiğini düşünüyorum. Pekala yerilmesi gereken yerleri hayli fazla fakat filmin popülerliği sonucunda filme cephe alanlarında sayısı da fazla. Ricam filmin altmetnine bakmadan sadece buzdağının üzerine bakarak hicvedilmemesi ve kalıplara sokularak eleştirilmemesi. Her ne kadar filmleri iyi bulmasam da filmlerin altmetinlerinin boş olduğunu söyleyemem. Filmlerde Recep'in yaptığı gibi hepimiz bir yer edinme çabasındayız, hepimiz adeta toplum içinde sandalye kapmaca oynamaktayız, belki toplumumuzun Recep'i bu kadar sevmesinin nedeni de budur, ne dersiniz ?

 

 

Tepkileriniz Nedir?

like
7
dislike
0
love
9
funny
2
angry
0
sad
0
wow
2