İnceleme Dosyası: The Crown

Tarih seven takipçiler için The Crown dizisine eleştirel bir bakış.

İnceleme Dosyası: The Crown
İnceleme Dosyası: The Crown
İnceleme Dosyası: The Crown
İnceleme Dosyası: The Crown

Geçtiğimiz günlerde üçüncü sezonunun müjdesini verdiğimiz Crown’un ilk iki sezonu bizi bir hayli etkileşti. Açıkçası hayran kalmadığımızı söylemek epey güç. Peki dizide bizi bu kadar etkileyen şeyler neler ? 

1-Senaryo ve Kurgu

Dizinin en çok öne çıkan yönü kesinlikle kurgu ve senaryo. Bu işte o kadar iyi ki abartısız söylüyoruz top listelerinde zirveye bile oynayabilir. İkinci sezonun birinci sezona göre kurgu ve senaryo bakımından çok farklı bir yol seçtiğini söylemek yanlış olmaz. Dizi ilk sezonunda normal bir dizi gibi ilerlemeyi seçerken ikinci sezonunda yolunu değiştirerek her bölüm içerisine girdiği mevcut olayı sonuçlandırarak ilerliyor. Bu da elimize belirli karakterlere odaklanan daha doğrudan bölümler sunuyor. Sezon kurgu kısmında o kadar başarılı ki bu bölümlerin her biri resmen bir film tadında. İkinci sezonun birinci sezondan daha başarılı kurgu ve senaryoya sahip olduğunu söylemeliyiz. Biz; özellikle ikinci sezon beşinci bölüm "Kuklalar", sekizinci bölüm "Sayın Bayan Kennedy" ve dokuzuncu bölüm "Paterfamillias'a" bayıldık ! Dizinin olayları aynı bölüm içeriside çözmeye çalışması karakter gelişimini baltalayabilir diye düşünebilirsiniz ancak, her ne kadar olayları aynı bölüm içerisinde çözemeye çalışsa da bu dizinin karakter gelişiminden yoksun bir dizi olduğu anlamına gelmiyor. Tam aksine Crown karakter gelişimi açısından oldukça tatmin edici ve şuanda da İngilterenin başında bulunan Kraliçe Elizabeth'in hangi yöne savrulacağını bize oldukça merak ettirmekte usta.

2-Atmosfer ve Görüntü Yönetimi

Sinema ve televizyon işleride renk kullanımı epey önemli. Crown dizisi de bunun oldukça farkında. Özellikle büyük sisin olduğu bölümde renk kullanımı ve görüntü yönetmenliği hayran bırakıcak düzeyde. Londra içerisinde kullanılan gri be kahverengi ağırlıklı renk paleti şehrin karakterini çok iyi yansıtmış. Buckingam sarayının atmosferinin renksizliği ve kasvetinin içerisinde Elizabethin sembolik mavi-beyaz elbisesi gözümüzden kaçmayan hoş detaylardan. Bunun dışında afrika topraklarındaki renk seçimini ve Prens Philip’in mavi yolcuğundaki canlı renk tercihleri de çok hoşumuza gitti. Dizinin bu konudaki başarısı inkar edilemez düzeyde.

3-Olayların Yorumlanma Biçimi 

Konusunu tarihten alan dizilerde, dizinin alameti harikası konusu yani tarihi yorumlama biçimidir. Crown bu konuda da klasını konuşturarak, tarihi yorumlamaktan ve cesur tercihler yaptırmaktan çekinmiyor. Ya da çekindiyse bile bunu bize hissettirmiyor. Zaten bunu hissettirmemesi bu diziler için kafidir. Diziyi izlerken “Aynen, böyle olmalı.” Şeklinde yorumlamaktan kendimizi alamıyoruz. Dizinin böyle olması onu keyifli hale getiren etmen. Crown’un bundan yoksun olması durumunda diğer tüm özelliklerinin de etkileyiciliğini kaybedeceğini düşünüyoruz. Her ne kadar bu konuda da çok başarılı olsa da yine de Rome dizisi kadar üst seviyede değil.

Tepkileriniz Nedir?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0