La la land: Mide bulandırıcı romantiklik mi yoksa masalsı aşk hikayesi mi?

Çok tartışılan ve bol ödüllü film La la land hakkında kısa bir tanıtım ve değerlendirme

La la land: Mide bulandırıcı romantiklik mi yoksa masalsı aşk hikayesi mi?

La la land'i 2016 yılının sonlarına doğru çıkmış olsa da 2018'in sonlarına doğru - bayağı bir gecikmeli olarak - izledim.

Film ilk sahnesinden itibaren eğlencesi ve sinematografik açıdan renklerin inanılmaz ahengi ile seyirciyi içine alabiliyor. Aslında dans ve müzik gibi iki şahane sanat dalının bir de sinemayla buluşmasının bir avantajı bu.Çok tartışmaya açık olmakla beraber kanımca müzikal bir film olmanın pek çok avantajı var.Tabii ki Damien Chazell'in harika yönetmenliğini burada göz ardı edemeyiz,çünkü "Güzel ve Çirkin"in son versiyonunda da gördüğümüz gibi bir müzikal seyirciyi çok fazla sıkıp bıktırabilir, fakat La la land ilk dakikasından itibaren, yukarıda da söylediğim gibi dansların ve renklerin ahengiyle insanı büyülüyor,hem de bu dansların ve renklerin ahengi filmin ilerleyen sahnelerinde şaha kalkıyor.Damien Chazelle'in seçtiği mekanlar ve zaman zaman filmde ışığın bize hissettirdiği 50'ler havası -film günümüzde geçmesine rağmen- hem nostaljik hem masalsı bir düşün içindeymişiz hissi yaratıyor.Elbette müziklerin bestecisinin artık Damien Chazelle'in filmlerinden çok aşina olduğumuz Justin Hurwitz gibi şahane bir besteciye ait olması, ve evet filmin devasa bir bütçeye sahip olması bunlara etken,bu kadar iyi müzikler mekanlar ve danslar izlemeseydik belki de La la land'i bu kadar sevmeyecektik,ama Damien Chalzelle'i de parası olduğu için suçlayamayız ya, zaten bu kadar iyi bir yönetmen olmasaydı bu bütçeyle film çekemezdi diyor ve bütçe polemiğine son veriyoruz.

Filmin sinematografik kısmını müziklerin ve dansların etkileyiciliğini bir kenara bırakıp hikayeye dönersek,ilk izleyişimde hiçbir kusur bulamadığım filmde ikinci izleyişimde hafifçe midemi bulandıran taraflar oldu,evet hikayenin klasik olduğunu fark ettim...İzleyen çoğu insanın da aynı kanıda olduğunu düşünerek, Sebastian'ın Mia'nın annesiyle konuşurken işinin olmadığını söylemesi, Sebastian'ın Mia için işe girmesi fakat tutkusu olmayan işi yapması sonucunda Mia'nın uyarılarına karşı şöhretle hafif başı da dönen Ryan Gosling'imizin Miaya çıkışması... Hepsi çok klişe evet, herhangi bir filmde kusmama yetecek kadar klişe.

Fakat tekrar La La Land sevdalısı tarafıma dönersek,filmin ahengi, şahane sinematografisi Justin Hurwirtz'in insanın kalbine dokunan besteleri ve patır patır ayak dansları ile bu klişeliği Damien Chazelle herkesin içinde olmak isteyeceği, içinde klişelerin evrimleşip güzelleştiği bir masala dönüştürüyor.

Bunca lafın arasında Emma Stone ve Ryan Gosling'in oyunculuğuna değinmeden geçmek istemem, zira ikisi de filmi tamamlıyor.

Evet yazımızın sonunda, belki de en başından anladığınız gibi; kanımca La la land masalsı bir aşk hikayesi. 

Tepkileriniz Nedir?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0